Narenciye kabuğundaki mucize

Narenciye denilince akla gelen ilk üç silahşör kuşkusuz poratakal, mandalina ve limon.. Faydaları saymakla bitmiyor.

Bir de kabuklarındaki faydalar var ki tam bir mucize.

Limon

"Hayat size bir limon verdiğinde sıktığınız limonu 170 gr. suyla karıştırıp günde iki kez için." Bu söz ilk kez Jetho Kloss tarafından klasik kitabı Back to Eden'da kaleme alınmıştır ve gerçekten de önemli bir noktayı vurgulamıştır.
Limon çok ama çok uzun bir süredir halk arasında ilaç olarak kullanılmaktadır ve sağlık açısından sağladığı faydalar bilimsel çalışmalarla da kanıtlanmıştır. Tüm ses sanatçılarının boğazları için limonlu sıcak su içmesi, detoksifikasyon (vücudu arındırma) da kullanılması, karaciğer, safra ve hazımsızlık üzerindeki olumlu etkisi, enfeksiyonlar ve kanserde korunma ve tedavi amaçla kullanılması limonla ilgili bilinen gerçeklerden bazıları...

Biliyor muydunuz ?

Günlük olarak yarım limon suyunu tüketmek vücuttaki sitrat seviyesini yükseltir ki bu maddede böbrek taşlarıyla savaşmaya yardımcı olur.

(Not: Diğer turunçgillerin böyle bir etkisi yoktur, hatta greyfurt suyu ters etki yaratır ve eğer vücudunuz böbrek taşı yapmaya eğilimliyse bu meyveden kaçınmalısınız.)

Deri kanserine karşı limon kabuğu ve sıcak siyah çay

Çoğumuz limonun tıpkı diğer narenciyeler gibi muhteşem bir C vitamini kaynağı ve antiinflamatuar bir madde olmasının yanında güçlü bir antioksidan olduğunu da biliyoruz. Ancak limonda farklı iki bileşke daha keşfedilmiştir, limonoidler olarak adlandırılan özel bir bileşke ki her ikisinin de kanser karşıtı özellikleri kanıtlanmıştır. Limonun kabuğunda bulunur ve yapılan araştırmalarda göğüs, karaciğer, akciğer ve güneş ışınlarının sebep olduğu deri kanserine karşı önleyici olduğu, meme ve pankreastaki tümörlere karşı da kemoterapiye benzer etkisinin bulunduğu ispatlanmıştır.

Haftada 1 yemek kaşığı dolusu tüketin

Arizona Üniversitesi'nde yapılan yakın tarihli bir araştırma da, sıcak çayla birlikte tüketilen narenciye kabuğunun deri kanseri riskini yüzde 30 azalttığı sonucuna varılmıştır. Limonenin (limon kabuğunda bulunan bir antioksidant) faydasının kabul edilmesi çok de uzun bir zaman almamıştır. Araştırmacılara göre, bu farkı anlamanız için yapmanız gereken tek şey haftada bir yemek kaşığı dolusu rendelenmiş limon kabuğunu tüketmektir. Limonata yaparken kabuğunda dahil olmak üzere meyvenin tümünü sıkın ve meyvenin tümünü kullanarak taze limon suyu hazırlamaktan çekinmeyin (şeker yerine doğal tatlandırıcılar kullanabilirsiniz). Bu arada limondaki diğer limonoid olan "limonin" kolesterolü düşürmede etkilidir.

Portakal ve mandalina: İki sağlık topu

C vitamini en başta olmak üzere içerdiği diğer besleyici öğelerden dolayı portakal ve mandalina sağlık açısından baş sıralardaki meyvelerdendir. C vitamini tabii ki dünyadaki önemli antioksidanlardan biridir, hücre sağlığını destekleyip hücreleri, serbest radikaller olarak bilinen kanser, DNA bozulması ve yaşlanmayla ilgili zararlı moleküllerin neden olacağı zararlara karşı korur. Ancak portakal her ne kadar C vitamini içeriğiyle (orta boy bir portakal da 63.5 mg Cvitamini mevcuttur) ün salmış olsa da aslında kanserle savaşan 170 fitokimyasal ve 60 flavonoidden daha fazlasına sahiptir ki bunlar onu tam bir sağlık topu haline getirir.

Portakal kabuğu terapisi

Portakalda, narenciyelerde oldukça yüksek bir miktarda var olan ve taze limonla portakal kabuğunun temel sebebi olan limonoid ve fitokimyasallar mevcuttur. Limonoidler hala antiviral (virüs karşıtı), antifungal (mantar karşıtı), antibakteriyel (bakteri karşıtı) gibi tedavi amaçlı çeşitli etkileri açısından önemlidir. Hayvan ve insan hücreleri üzerinde gerçekleştirilen laboratuvar deneylerinde, narenciye limonoidlerinin ağız, deri, akciğer, göğüs, mide, kolon kanseriyle savaşmakta etkili olduğu kanıtlanmıştır.

Bu limonoidlerin limonin olarak adlandırılan metalik yan ürünüdür ve kanda yirmi dört saat kadar kalır ki bu durum da kanser hücreleriyle nasıl savaştığını açıklar. Daha önce yapılan araştırmalarda da limoninin kolesterolün düşmesinde etkili olduğu belirtilmiştir.

Limonoidlere ek olarak portakalda oldukça çok faydasının olduğu kanıtlanan bazı polifenoller de mevcuttur. Örneğin; hesperidin portakaldaki en ağır basan flavonoid'dir; kılcal damarları güçlendirir ve antiinflamatuar, antialerjik ve antikansorejen etkileri vardır. Hespiridin kalbi korumak, kanserle ve enfeksiyonlarla savaşmak için C vitaminiyle birlikte hareket eder. Bu iki güçlü antioksidan biraraya geldiğinde aynı zamanda inme riskini azaltır, yüksek tansiyonu düşürür, iltihaplanmayı azaltır, LDL (kötü) kolesterolü düşürür ve HDL (iyi) kolesterolü yükseltir.

Kanser riskini azaltır

Portakalda aynı zamanda kalp sağlığını koruyan bazı maddeler de mevcuttur, bunlara tansiyonu düşüren potasyum, kolesterolü düşüren pektin lifi(posası) ve homosistini düşüren folat dahildir. Ayrıca kalp, turuncu-sarı renkteki karotenoid beta kriptokzantin tarafından da korunur. Yapılan çok sayıda araştırma narenciyenin kanser riskini azalttığını göstermiştir. Dahası portakalda kemik ve dişleri güçlendiren kalsiyum da vardır. Orta boy bir portakalda 3.4 gr lif mevcuttur ki bu sadece suyunu içmektense meyvenin kendisini yemenin diğer bir faydasını göstermektedir.

Posa sizin dostunuzdur

Unutulmaması gereken şey; limonoidler gibi sağlıklı bileşkelerin bir çoğunun portakalı kaplayan o beyaz katmanda ve hatta kabuğunda bulunduğudur. Eğer suyunu sıkıyorsanız, posasının faydalı olduğunu unutmayın ve bu kısmı sakın atmayın. Eğer portakal suyu hazırlamak istiyorsanız ve meyve sıkacağınız bunu başarabilecek o güçlü aletlerden biriyse, kabuğu da dahil olmak üzere tüm bir portakalı makinenin içine atın.

Tüm narenciyeler benzer etki gösterir

Besinsel değeri ve dolayısıyla flavonoid profili her ne kadar biraz farklıysa da narenciye meyvelerinin tümünün, yani yafa portakalı, mandalina, portakal, tangelonun çeşitli faydaları vardır. Örneğin mandalina, araştırmaların birinde "makrofaj köpük hücresi dönüşümünü engelleyerek kalp damarlarında oluşabilecek aterosklerozu (damar sertliği) önlediği kanıtlanan, "nobiletin" adında bir narenciye flavonoidi içerir. Bunun anlamı kesinlikle bu yiyeceği tüketmelisiniz.

Yapılan çalışmalar ne diyor ?

Oldukça geniş kapsamlı yapılmış bir çalışma, 'National Cancer İnstitute-Ulusal Kanser Enstitüsü' tarafından desteklenmiş ve Iman A. Hakim ve ekibi tarafından yürütülmüş olan ve oldukça geniş kapsamlı yapılmış olan çalışmalar sonucu: Narenciye kabuğu tüketimiyle özellikle cilt kanseri ve bazı diğer kanser türleri görülme sıklığı arasında ters orantı saptanmıştır.

Yapılan çalışmalar özetle bunu söylüyor. Yani narenciye kabuğu tüketimi arttıkça cilt kanseri görülme sıklığı azalıyor. Bu çalışmanın bir özelliği de narenciye kabuğu tüketimi ile insan kanserleri arasındaki ilişkiyi istatiksel verilerle ortaya koyan ilk 'vaka-kontrol-çalışması' olması. Daha önceki laboratuvar çalışmaları da D-Limonen'in, güneşin kanser yapıcı etkisine karşı cilt hücrelerini koruyucu etkisini ortaya koymuştu. Bu çalışmalardaki bir ortak nokta da tartışma bölümlerinde, Akdeniz tipi beslenmede narenciye kabuğuna Amerika ve Avrupa'da olduğundan daha fazla yer verildiğine dikkat çekiyor olmaları.

Meme ve pankreas kanserlerinde de etkili

D-Limonen hakkında bir ilginç çalışma da Japonya'dan. 2002 Ocak ayında Japon Kanser Araştırmaları Dergisi'nde yayınlanan bu çalışma, D-Limonen'in meme kanserlerinde, hem de hormona bağımlı olmayan meme kanserleri tedavisinde etkili olduğunu iddia ediyor.

D-Limonen'in pankreas kanserinde de etkili olduğuna dair bilimsel çalışmalar var, bunların çoğunluğu hayvan deneylerinde benin en çok dikkatimi çeken nokta şu oldu: Pankreas kanseri oluşturduğu bilinen kimyasallar deney hayvanlarına verilmiş ve D-Limonen'in bu kanser oluşum sürecinin her aşamasını 'başlangıç-hızlanma ve büyüme' yavaşlattığı dikkati çekmiş.

Sıcak yaz günlerinde güneş altında serinlerken yudumladığımız Akdeniz tipi limonatanın (şekersiz ya da doğal tatlandırıcılı), sizi güneşin kanser yapıcı etkisine karşıda koruyor olduğunu bilmek çok güzel gerçekten de.

Peki narenciye kabuğu mu kendisi mi?

Narenciyenin kendisi mi kabuğu mu? Aslında aynı meyvenin parçası olsalar da, ikisi çok farklı maddelerdir. Kimyasal kompozisyonları farklı, etkileri farklıÖ Bana kalırsa ikisi de doğanın bir hediyesidir bize. Bu yüzden de 'kabuğu mu kendisi mi? Sorusunun en güzel yanıtı "Her ikisi de" dir.

Aslında kültürümüzde yok mudur? Portakalı tüketip kabuğundan reçeller yaparız. Ya da limonatamız vardır limonun kabuğunun yoğun kullanıldığı. Dolayısıyla narenciyeleri yedikten sonra kabuklarını mutlaka kullanmalıyız. Çöpe attığınız her bir narenciye kabuğu çok önemli bir ilaç aslında beden sağlığımız için.
Narenciye kabuklarını rendeleyip yoğurdumuza katıp tüketebilir, bütün olarak sıkarak ya da blenderize ederek harika bir içecek elde edebiliriz (ceviz ve tarçın katarak da mutlaka denenmeli).

Çocuklarımıza, gazlı içecekler yerine uzatacağınız bir bardak limonata, onun hem enerji, mineral ve vitamin ihtiyacını karşılayacak, hem de onu kanserden koruyacak çok önemli bir iksir aslında. Ancak dikkat etmeniz gereken çok önemli bir nokta var o da şu ki, limonatayı ya kendiniz yapın ya da hazır olarak satın alıyorsanız içerisinde nişasta bazlı sıvı şeker veya glukoz şurubu olmadığından emin olun.

BANU TOPALAKÇI - BUGÜN GAZETESİ

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

Anket

Bitkilerin Faydalarını ne için araştırıyorsunuz: